Kolesterol ve Kolesterol Metabolizması
Kolesterol ve Kolesterol Metabolizması
Kolesterol yapı olarak yağ olmadığı halde yağa benzer çeşitli özellikleri nedeniyle yağlar arasında incelenir. Günlük gıdamızdaki kolesterolün azaltılmasının kilo vermeye bir yararı yoktur. Ancak uyguladığımız kilo verme programı aynı zamanda kan kolesterolünü düşürücü özelliklere sahiptir. Kaldı ki sağlıklı beslemek isteyen herkes kolesterolü yüksek gıdalardan uzak durmak zorundadır. Kan kolesterolü yüksekliği günümüzün en önemli sağlık sorunu olan kalp – damar hastalıklarına tol açması nedeniyle son yıllarda büyük önem kazanmıştır. Sağlıklı kilo verme ve beslenmeyi incelerken kolesterolün daha ayrıntılı olarak ele alınmasını uygun gördük.

Kolesterol tüm memelilerin hücre zarında bulunan bir maddedir. Ayrıca safra tuzları birçok hormonun yapımında kullanılır. Tüm canlı hücreler kolesterol sentezi yaparlar ancak kan kolesterol düzeyi karaciğerde yapılan ve bağırsaktan emilen kolesterole dayanır. Gıdamızdaki kolesterolü tümüyle kaldırsak bile karaciğer kolesterol yapımını sürdürecektir.
Kan kolesterol düzeyinin yüksekliği damar sertliği ve kalp krizi gibi ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Batı toplumlarında kalp ve damar hastalıkların önde gelen ölüm nedenlerindendir.
Çeşitli araştırmalar ve özellikle , çok geniş ve kapsamlı bir kitle incelemesi olan Framingham Kalp Çalışması’nın sonuçlarına göre damar hastalıklarının ortaya çıkmasındaki en önemli rolü kolesterol oynamaktadır. Kolesterol damar duvarına yerleşerek damarın sertleşmesine , damar içi boşluğunun daralmasına ve sonunda tıkanmasına yol açmaktadır. Organlar bu damarlardan gelen kan ile beslenmektedir. Ciddi derecedeki damar darlığı , organların ve dokuların iyi beslenememesine neden olur. Damarın tam olarak tıkanması halinde ise dokularda ölüm ortaya çıkar.
Koronet (kalp kasını besleyen) damar hastalıkları , felç (beyin damarlarının tıkanmasına bağlı) ve bacak damarı tıkanması gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkması ve bunların öneminin anlaşılması bu hastalıkların önlenmesi için çalışmaların hızlanmasına neden olmuştur.
Damar hastalıklarının gelişmesinde kolesterolün rolü çok büyüktür. Araştırmacılar damar hastalığı riskinin kan kolesterol düzeyine paralel olarak arttığını göstermektedir. Kan kolesterol düzeyi % 140 – 150 miligramı aşınca da ciddi derecelere ulaşmaktadır. Yurdumuzdaki birçok laboratuarın normal değerlerinin üst sınırı total kolesterol için % 260 miligram olarak bilinmektedir. Bu değerler günümüz anlayışına göre çok yüksektir. İdeal kan kolesterolü % 140 miligram 60 yaşında ise % 160 miligramdır.
Afrikalı Bantularda yapılan araştırmalarda damar sertliğine ve buna bağlı ölümlere rastlama olasılığının hemen hemen yok denecek düzeyde olduğu bulunmuştur. Bu kişilerin damar kesitleri üzerinde yapılan incelemelerde ise başlangıç düzeyinde damar sertliği bulgularına bile çok seyrek rastlanmıştır. Bantuların diyeti incelendiğinde yedikleri yağdan aldıkları kalorinin anca % 10’unu oluşturduğu anlaşılmaktadır. Batılı toplumlarda ise bu oran % 45 civarındadır. Bantuların kolesterol düzeyleri ortalama % 100 miligramdır.
Tüm bu bulgular kolesterolü düşük tutmak için her türlü çabanın gösterilmesini geçerli kılar. Kan kolesterol düzeyini düşürecek önlemler çocukluk çağından başlayarak ele alınmalıdır. Çocuk ve gençlerde yapılan araştırmalar bu genç yaşlarda bile damar sertliğine rastlandığını göstermiştir. Özellikle ailesinde yüksek kan kolesterolü ve damar sertliğine bağlı hastalık olanlar bu konuya özel dikkat gösterilmelidirler.
Kolesterolle savaşın esaslarını belirleyen Amerikan Ulusal Kolesterol Eğitim Programı’na göre kandaki toplam kolesterol 20 yaşını geçen herkeste ölçülmelidir. Bu programa göre ideal kolesterol düzeyi % 200 mg altında , ‘’zararlı’’ kolesterolün taşıyıcısı olan düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolün düzeyi ise % 130 mg altında olmalıdır.
Kolesterol ve yağlar kanda erimediği için bunlar lipoprotein denilen özel maddeler tarafından taşınırlar. Kandaki kolesterolün ve bunun taşıyıcısı olan düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolün artışı ile damar hastalığı riski de artmaktadır.

Kan kolesterol düzeyi incelendiğinde total kolesterol düzeyi % 200 mg altında bulunursa herhangi bir önleme gerek yoktur , ölçüm her 5 yılda bir tekrarlanmalıdır.
Total kolesterol düzeyi sınırda -% 200 – 239 miligram arasında bulunuyorsa aşağıda tartışılan diyet tedavisine başlanır. Kolesterol düzeyi sınırda bulunan kişilerde koroner damar hastalığı veya bu hastalığın risk faktörleri mevcutsa diyete ek olarak ilaç tedavisine de başlanmalıdır.
Total kolesterol düzeyi % 240 mg veya üstündeyse , kolesterol düzeyinin yüksek olduğu kabul edilerek diyet ve ilaç tedavisine başlanmalıdır.
Benzer bir tedavi programı düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyi kullanılarak da hazırlanmıştır. Düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyi % 130 mg altındaysa bu düzey ideal kabul edilir ; % 13 – 159 mg arasındaysa diyet tedavisine başlanır ; % 160 mg ve üstündeki değerler diyet ve ilaç tedavisini gerektirir. Koroner damar hastalığı veya bu hastalığın risk faktörleri mevcutsa ilaç tedavisi , düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyi % 130 – 159 mg arasındayken başlanmalıdır.
Koroner damar hastalığının risk faktörleri : Ailede ve genç yaşta koroner damar hastalığının görülmesi ; şeker hastalığı ; yüksel kan basıncı ; sigara içmek ; ciddi şişmanlık (ideal kilodan %30 ve daha fazla olan şişmanlık) ; cinsiyet (erkekler).




