| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı Zayıflama

Sağlıklı zayıflama ve çeşitli diyetler içeren sağlık rehberi.

2 "mıdır" etiketi kullanan gönderi "mıdır" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şişmanlık Kalıtsal Mıdır?

Şişmanlık kalıtsal mıdır? Aileden mi gelir ? Şişmanlığın nedenleri...

 

Daha önce de anlatıldığı gibi ,insanın benden ağırlığının belirlenmesinde , özellikle de şişmanlık konusundakalıtsal faktörlerin çok önemli ölçüde rol oynadığı bilimsel araştırmalartarafından gösterilmiştir. Kalıtsal faktörlerin hangi mekanizma ile şişmanlığasebep olduğu bu gün henüz tam olarak açık olmasa bile , istirahat sırasındakimetabolizmanın farklılığının bu konudaki belirleyicilerden biri olduğudüşünülmektedir. 

 

Yakın zamanda yapılanaraştırmalar şişmanların , yemekle ilgili dış uyaranlara daha açık ve duyarlıoldukları ortaya koymuştur. Bu duyarlılık farkının da genetik yatkınlıklailişkili olduğu düşünülmektedir. Şişmanlama riski olanların fizyolojikduyarlılık eşiği diğer insanlara kıyaysa daha düşüktür. Bu nedenle bu insanlarhem dış uyaranlara karşı , hem de kendi iç zihinsel uyaranlarına karşı tepkivermeye daha çok hazır bir durumdadırlar. Tepki verme konusundaki bu duyarlılıkve hazırlık ağrı , stres ve farklı duygusal değeri olan uyaranlar konusunda dageçerlidir. Yapılan araştırmalar şişmanların , normal kilolulara kıyasla bu türuyaranlara daha kolay ve daha büyük tepkiler verdiklerini ortaya koymuştur.

 

Tepki vermeye yatkın olmakla dışuyaran arasındaki ilişki yeme davranışını nasıl etkilemektedir? Dış uyarantepki vermeye yatkınlığı tetiklediği gibi , tepki vermeye yatkınlık dışuyaranın algılanışındaki yoğunluğu da arttırıyor olabilir. Heyecan uyandırandurumlarda verilen tepki çok önemli ölçüde kalıtsal faktörler tarafındanbelirlenir.  Tepki vermeye yatkın olmanınbu iki cephesi , şişmanlığın geliştirilmesinde büyük ölçüde kolaylık sağlar.

 

Düşük bir tepki eşiği , yemekleilgili bir uyarana kolayca tepki vermeye sebep olur. Ayrıca yapılanaraştırmalar bu tür bir hazır olma durumunun metabolizmanın verdiği cevabıetkilediğini ortaya koymuştur. İnsanlarda ve hayvanlarda yemeğin ortayaçıkmasının insülin salgısını (karbonhidrat metabolizmasında önemli bir roloynayan hormon) artırdığı görülmüştür. Yapılan araştırmalarda , daha da ilginçolan , insülin salgısının yemeğin lezzetliliği ile orantılı olarak artmasıdır.

 

Dış uyaranların tetiklediğimetabolik değişiklikler , bir sonraki adımda beden kimyasında daha ilerideğişikliklere yol açar. Yeme davranışına yol açan kuvvetli istek , önünegeçilmez noktaya gelecek şekilde tırmanmaktadır. Bu sebeple yemeği hatırlatanipuçlarının varlığı dış uyaranlara tepki verme düzeyi düşük bireylerde açlıkduygusunun ortaya çıkmasında sebep olmaktadır. Benzer şekilde yemeğin her zamanhazır ve el altında bulunması da kişinin daha sık açlık duygusu hissetmesineyol açar.

 

Yediği yemeği işletmesine faturaettirerek vergiden düşen , bu arada misafirlerini ağırlayan , yediği yemeğeisle ilgili bir anlam yükleyen ve öğlenleri sık sık lezzetli bir yemek yemeimkanına sahip işadamlarının kilo almaları son derece kolaylaşmaktadır. Benzerşekilde bürokrasinin üst kademesindeki kişilerin veya politikacılarınkendilerine sunulan yemeklerdeki sınırsız lezzet ve seçim imkanı karşısındatemel dürtülerini bastırıp kilolarını korumaları kolay değildir. 

Şişmanlara Özgü Bir Kişilik Var Mıdır ?

Şişmanlar daha mı sakin ve anlayışlı olurlar ?

Şişmanlık o kadar da kafaya takılcak bir dert değildir Şişmanlıkla kişilik arasında ilişkiye farklı bakış açıları vardır. Örneğin psikoanalitik yaklaşım içinde olanlara göre aşırı yeme isteğinin güçlü , zorlayıcı dürtüsü doyma mekanizmasına ağır basar ve böylece kişi aşırı yeme davranışı içerisine girer. Aşırı yeme aynı zamanda depresyon ve anksiyete ile ilgili hastalıklı (sağlıklı olmayan , patolojik) bir uyum davranışıdır. Bu görüşe göre şişman insanlar , çocukların endişe ve gerginlikle mücadele aracı olarak yemeyi öğrenirler. Bunun sonucu olarak da oluşan şişmanlara özgü , pasif , bağımlı kişilik özellikleri problemlerle başa çıkmak için alternatif yollar geliştirmelerine engel olur. Gerçekten de yapılan araştırmalar şişmanların normal ağırlıktaki kişilere kıyasla , endişe ve sıkıntı yaratan durumlarla karşılaştıkları zaman daha fazla yemek yediklerini ve iç gerginliklerini böylece hafiflettiklerini ortaya koymuştur.Ancak şişmanların gösterdiği bu tepki konunun sadece bir yönünü ortaya koymaktadır. Çünkü yapılan çok sayıda araştırmanın sonucu toplum içinde şişmanların normallere kıyasla daha fazla nevrotik davranış , psikiyatrik veya duygusal bozukluk göstermediği yönündedir. Bu sebeple psikanalitik yaklaşıma göre şişmanlığın sebepleri olan faktörler , gerçekte şişmanlığın sonucu ortaya çıkan kişilik özellikleridir. Bu konuda yapılan araştırmanın ortaya koyduğu bir bulgu çok ilginçtir. Herhangi bir psikiyatrik tedavi altında olmayan şişmanların , özellikle de erkek şişmanların toplum içindeki diğer normal insanlardan daha az nevrotik belirti ve normalden sağan davranışlar gösterdiği saptanmıştır. Şişmanların hayret edilecek ölçüde dengeli olmaları , onların ruh sağlığı açısından hayret edilecek ölçüde dengeli olmaları , onların ruh sağlığı açısından son derece sağlıklı olduklarının işaretidir.Diyet programlarının göz kamaştırıcı sloganlarının arkasına takılarak rejim yapanların ortak kaderinin kısa bir süre sonra depresyon olduğunu söylemiştik. Ancak yapılan araştırmalar uygulanan diyet programına , zihinsel – davranışsal düzenlemelerin eşlik etmesi durumunda depresyon depresyon yaşanmadığını ortaya koymaktadır. Bunun en büyük iki sebebi , kilo kaybının yavaş yavaş meydana gelmesi ve beslenmede aşırı sınırlamalara gidilmesidir. Bu sitenin benzerlerinden farklı olmasının sebebi esas olarak en son araştırma bulgularıyla geliştirilen çağdaş bir yaklaşımla kaleme alınmış olmasıdır.Şişman çocukların özellikle ağız yoluyla aldıkları hazzı ertelemekte güçlük çektikleri görülmüştür. Bu çocukların aşırı yemek yemesine ağız yoluyla alınacak haz veren ve keyifli bir yaşantının ertelenmesinde güçlük çekmeleri sebep olmaktadır.Duyulacak olan hazzın ertelenmesi zihinsel ve sosyal gelişimin belirli bir aşamasında çocuklukta kazanılan bir beceridir. Anne – baba çocuğun yeme davranışı üzerinde büyük bir kontrole giderlerse , çocuklar ağız yoluyla elde edecekleri hazla ilgili bir alışkanlık kazanmazlar ve böylece kendi yeme davranışları üzerinde kişisel kontrol geliştirmeleri mümkün olur. Eğer anne – baba veya çevreden bu tür bir dış kontrol gelişmezse , yiyeceklerin el altında olduğu ve çekici bir biçimde sunulduğu durumlardan çocuk bunları yemekten alıkoymaz. O halde başta sorulan sorunun cevabı ‘Şişmanlara Özgü Bir Kişilik Yoktur’ olmaktadır.