| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı Zayıflama

Sağlıklı zayıflama ve çeşitli diyetler içeren sağlık rehberi.

6 "şişmanlık" etiketi kullanan gönderi "şişmanlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şişmanlık Kalıtsal Mıdır?

Şişmanlık kalıtsal mıdır? Aileden mi gelir ? Şişmanlığın nedenleri...

 

Daha önce de anlatıldığı gibi ,insanın benden ağırlığının belirlenmesinde , özellikle de şişmanlık konusundakalıtsal faktörlerin çok önemli ölçüde rol oynadığı bilimsel araştırmalartarafından gösterilmiştir. Kalıtsal faktörlerin hangi mekanizma ile şişmanlığasebep olduğu bu gün henüz tam olarak açık olmasa bile , istirahat sırasındakimetabolizmanın farklılığının bu konudaki belirleyicilerden biri olduğudüşünülmektedir. 

 

Yakın zamanda yapılanaraştırmalar şişmanların , yemekle ilgili dış uyaranlara daha açık ve duyarlıoldukları ortaya koymuştur. Bu duyarlılık farkının da genetik yatkınlıklailişkili olduğu düşünülmektedir. Şişmanlama riski olanların fizyolojikduyarlılık eşiği diğer insanlara kıyaysa daha düşüktür. Bu nedenle bu insanlarhem dış uyaranlara karşı , hem de kendi iç zihinsel uyaranlarına karşı tepkivermeye daha çok hazır bir durumdadırlar. Tepki verme konusundaki bu duyarlılıkve hazırlık ağrı , stres ve farklı duygusal değeri olan uyaranlar konusunda dageçerlidir. Yapılan araştırmalar şişmanların , normal kilolulara kıyasla bu türuyaranlara daha kolay ve daha büyük tepkiler verdiklerini ortaya koymuştur.

 

Tepki vermeye yatkın olmakla dışuyaran arasındaki ilişki yeme davranışını nasıl etkilemektedir? Dış uyarantepki vermeye yatkınlığı tetiklediği gibi , tepki vermeye yatkınlık dışuyaranın algılanışındaki yoğunluğu da arttırıyor olabilir. Heyecan uyandırandurumlarda verilen tepki çok önemli ölçüde kalıtsal faktörler tarafındanbelirlenir.  Tepki vermeye yatkın olmanınbu iki cephesi , şişmanlığın geliştirilmesinde büyük ölçüde kolaylık sağlar.

 

Düşük bir tepki eşiği , yemekleilgili bir uyarana kolayca tepki vermeye sebep olur. Ayrıca yapılanaraştırmalar bu tür bir hazır olma durumunun metabolizmanın verdiği cevabıetkilediğini ortaya koymuştur. İnsanlarda ve hayvanlarda yemeğin ortayaçıkmasının insülin salgısını (karbonhidrat metabolizmasında önemli bir roloynayan hormon) artırdığı görülmüştür. Yapılan araştırmalarda , daha da ilginçolan , insülin salgısının yemeğin lezzetliliği ile orantılı olarak artmasıdır.

 

Dış uyaranların tetiklediğimetabolik değişiklikler , bir sonraki adımda beden kimyasında daha ilerideğişikliklere yol açar. Yeme davranışına yol açan kuvvetli istek , önünegeçilmez noktaya gelecek şekilde tırmanmaktadır. Bu sebeple yemeği hatırlatanipuçlarının varlığı dış uyaranlara tepki verme düzeyi düşük bireylerde açlıkduygusunun ortaya çıkmasında sebep olmaktadır. Benzer şekilde yemeğin her zamanhazır ve el altında bulunması da kişinin daha sık açlık duygusu hissetmesineyol açar.

 

Yediği yemeği işletmesine faturaettirerek vergiden düşen , bu arada misafirlerini ağırlayan , yediği yemeğeisle ilgili bir anlam yükleyen ve öğlenleri sık sık lezzetli bir yemek yemeimkanına sahip işadamlarının kilo almaları son derece kolaylaşmaktadır. Benzerşekilde bürokrasinin üst kademesindeki kişilerin veya politikacılarınkendilerine sunulan yemeklerdeki sınırsız lezzet ve seçim imkanı karşısındatemel dürtülerini bastırıp kilolarını korumaları kolay değildir. 

Şişmanlara Özgü Bir Davranış Biçimi Var Mıdır?

Şişmanlara Özgü Bir Davranış Biçimi Var Mıdır?

Şişmanlar daha mı alltan alırlar ?

Şişmanlar daha mı sinirlidirler ?

İnsanlar hayatlarını kontrol etmeve hayatları ile ilgili sorumluluğu üstüne alma açısından farklı tavır vedüşüncelere sahiptirler. Kontrol odağı kavramı insanlardaki bu özelliği ifadeeder. Kontrol odağı içerde olanlar, kendi hayatları ile ilgili sorumluluğunkendilerine ait olduğu inancındadırlar. Buna karşılık kontrol odağı dışarıda olanlar,olumlu olumsuz yaşantılarının sebebinin başkaları, şartlar, şans veya kaderolduğuna inanırlar.

 şişman adam

            Dış kontrolodağına sahip bireyleri, sorumluluğu kendi dışlarındaki sebepleredayandırmaları nedeniyle, bu tip kimselerin aşırı yemelerini de stres,başkalarının ısrarı, yorgunluk, vb. gibi dış faktörlere bağladıkları ve böylecekilo aldıkları düşünülmüştür.

 

            Bazıaraştırmalarda farkı sonuçlar elde edilmiş olsa bile, şişmanların sosyal çevreile ilişki içindeyken kendi isteklerini denetlemek konusunda daha az kontrolsahibi olduklarına inandıkları görülmüştür. Şişmanların çocukluklarında,kendilerini kontrol etmelerine daha az imkan verildiği yönündeki araştırma bulgusu hatırlanırsa, bu sonucudoğal karşılamak gerekir. Şişmanların büyük çoğunluğunun beden ağırlıklarından ve dış görünüşlerinden memnunolmadıkları halde,  bunu düzeltmekte başarısızolmaları yine bu görüşü desteklemektedir.

 

            Bu sebeplekilo vermek isteyenlere iç kontrol becerisi kazandırmak diyetin başarısınıarttırmaktadır.  

 

Şişmanlara Özgü Bir Kişilik Var Mıdır ?

Şişmanlar daha mı sakin ve anlayışlı olurlar ?

Şişmanlık o kadar da kafaya takılcak bir dert değildir Şişmanlıkla kişilik arasında ilişkiye farklı bakış açıları vardır. Örneğin psikoanalitik yaklaşım içinde olanlara göre aşırı yeme isteğinin güçlü , zorlayıcı dürtüsü doyma mekanizmasına ağır basar ve böylece kişi aşırı yeme davranışı içerisine girer. Aşırı yeme aynı zamanda depresyon ve anksiyete ile ilgili hastalıklı (sağlıklı olmayan , patolojik) bir uyum davranışıdır. Bu görüşe göre şişman insanlar , çocukların endişe ve gerginlikle mücadele aracı olarak yemeyi öğrenirler. Bunun sonucu olarak da oluşan şişmanlara özgü , pasif , bağımlı kişilik özellikleri problemlerle başa çıkmak için alternatif yollar geliştirmelerine engel olur. Gerçekten de yapılan araştırmalar şişmanların normal ağırlıktaki kişilere kıyasla , endişe ve sıkıntı yaratan durumlarla karşılaştıkları zaman daha fazla yemek yediklerini ve iç gerginliklerini böylece hafiflettiklerini ortaya koymuştur.Ancak şişmanların gösterdiği bu tepki konunun sadece bir yönünü ortaya koymaktadır. Çünkü yapılan çok sayıda araştırmanın sonucu toplum içinde şişmanların normallere kıyasla daha fazla nevrotik davranış , psikiyatrik veya duygusal bozukluk göstermediği yönündedir. Bu sebeple psikanalitik yaklaşıma göre şişmanlığın sebepleri olan faktörler , gerçekte şişmanlığın sonucu ortaya çıkan kişilik özellikleridir. Bu konuda yapılan araştırmanın ortaya koyduğu bir bulgu çok ilginçtir. Herhangi bir psikiyatrik tedavi altında olmayan şişmanların , özellikle de erkek şişmanların toplum içindeki diğer normal insanlardan daha az nevrotik belirti ve normalden sağan davranışlar gösterdiği saptanmıştır. Şişmanların hayret edilecek ölçüde dengeli olmaları , onların ruh sağlığı açısından hayret edilecek ölçüde dengeli olmaları , onların ruh sağlığı açısından son derece sağlıklı olduklarının işaretidir.Diyet programlarının göz kamaştırıcı sloganlarının arkasına takılarak rejim yapanların ortak kaderinin kısa bir süre sonra depresyon olduğunu söylemiştik. Ancak yapılan araştırmalar uygulanan diyet programına , zihinsel – davranışsal düzenlemelerin eşlik etmesi durumunda depresyon depresyon yaşanmadığını ortaya koymaktadır. Bunun en büyük iki sebebi , kilo kaybının yavaş yavaş meydana gelmesi ve beslenmede aşırı sınırlamalara gidilmesidir. Bu sitenin benzerlerinden farklı olmasının sebebi esas olarak en son araştırma bulgularıyla geliştirilen çağdaş bir yaklaşımla kaleme alınmış olmasıdır.Şişman çocukların özellikle ağız yoluyla aldıkları hazzı ertelemekte güçlük çektikleri görülmüştür. Bu çocukların aşırı yemek yemesine ağız yoluyla alınacak haz veren ve keyifli bir yaşantının ertelenmesinde güçlük çekmeleri sebep olmaktadır.Duyulacak olan hazzın ertelenmesi zihinsel ve sosyal gelişimin belirli bir aşamasında çocuklukta kazanılan bir beceridir. Anne – baba çocuğun yeme davranışı üzerinde büyük bir kontrole giderlerse , çocuklar ağız yoluyla elde edecekleri hazla ilgili bir alışkanlık kazanmazlar ve böylece kendi yeme davranışları üzerinde kişisel kontrol geliştirmeleri mümkün olur. Eğer anne – baba veya çevreden bu tür bir dış kontrol gelişmezse , yiyeceklerin el altında olduğu ve çekici bir biçimde sunulduğu durumlardan çocuk bunları yemekten alıkoymaz. O halde başta sorulan sorunun cevabı ‘Şişmanlara Özgü Bir Kişilik Yoktur’ olmaktadır.

 

Neden Şişmanlarız ?

mimik 

Şişmanlık basit bir neden sonuç ilişkisi değildir...  Neden Kilo Alırız ? 

Aşırı yemek , bir kişinin vücut ağırlığını artırmasına neden olacak ölçüde yemesidir. Şişmanlık sadece yeme miktarına bağlı değildir. Şişmanlığa genetik , fizyolojik ve davranışsal faktörlerin karmaşık etkileşimi yol açar. Konuyu daha da zor anlaşılır kılan bu faktörlerin gıda alımını etkileme yolunun bireyden bireye farklılık göstermesidir. Psikolojik faktörlerin şişmanlık konusunda önem taşımasının sebebi , bu faktörlerin çeşitli yollarla yeme davranışını ve enerji kullanımını etkilemesidir. Böylece şişmanlığa yol açan psikolojik problemlerle şişmanlık ortaya çıkan psikolojik problemleri birbirinden ayırmak mümkün olabilmektedir.Şişmanlıkla ilgili psikolojik faktörlerin araştırılmasıyla ilgili çalışmalar okunduğu zaman şişmanların yeme davranışlarını kontrol edemeyen insanlar olmadıkları ve sadece yenilen yemeği azaltmanın kilo alımın önlemeyeceği kesin olarak görülecektir.

Şişmanlık ve Zayıflığın Psikolojisi

şişman mankenler Fazla kilodan şikayetçi olan bir insanın bundan kurtulmak istemesinin ilk koşulu sadece istek ya da dilek değil , bu konuda kesin kararlılıktır. Fazla kilolarından kurtulmak isteyen kişinin önce hayat biçimini değiştirmeyi kabullenmesi ve bunu göze alması gerekmektedir. Fazla kiloya sebep olan hayat biçiminin arkasında aşırı yeme , yanlış beslenme , hatalı yemek alışkanlığı ve hareketsizlik bulunmaktadır.Bu dört sebep toplu olarak ortadan kaldırılmadıkça , yapılan rejimlerin bir tek ortak kaderi olacaktır : Fazla kiloları verirken depresyon , verilen kiloları alırken yine depresyon… Depresyonun en genel sebebi kayıptır. Kişi önce yemek yemekten uzak durarak kaybettiği zevkten ötürü depresyona girer. Bir süre sonra ise , onca eziyetle verdiği kiloları tekrar ve kaçınılmaz olarak geri alırken de kaybettiği beden ölçüleri ve kendine saygısı nedeniyle depresyona girer. Kısa sürede hızla verilen kilolar , kişiye belki motivasyon verebilir ama doğru beslenme ve hareketli yaşam sağlanmadığı taktirde yeni bir başarısızlık duygusunun yaşanması kaçınılmaz olur. Doğru beslenme yeteri kadar kalori , gereğince protein , gereli ölçüde vitamin ve mineral demektir.Ayar mekanizması başlığı altında anlatıldığı gibi şişmanlığın kendisi bir yapısal bozukluk olarak ortaya çıkar ve sonra bu durum hormon sistemini etkileyen bir kısır döngüyü başlatır. Sağlıklı bir zayıflama programının içermesi gereken asgari şartlar düşük kalorili beslenme , fizik egzersiz ve lifli gıdalardan oluşan bir diyettir.

Şişmanlık İndeksi

Şişman olmayan kişilerde şişmanlık indeksi 25’in altındadır. Şişmanlık indeksi 25 – 30 arasındaysa 1.derece , 30 – 40 arasındaysa 2.derece , 40’tan büyükse 3.derece şişmanlıktan söz edilir.


    Şimdi bu şişmanlık derecelerini görelim ;

    Dünyanın En Şişman Adamı

1.Derece : Şişmanlık indeksi 25 – 30 arasındadır. Bu kişiler aşırı şişman olmayan toplu kişilerdir. Fazla kilolaro hayati tehlike yaratmaz ve bu kişiler yüyeceklerine biraz özen göstererek ideadl kilolarına kolayca inerler

    2.Derece : Şişmanlık indeksi 30 – 40 arasında olanlardır. Bu gruba giren kişiler saplıklı gibi görünseler de bunlarda şişmanlık sorun olmaktadır. Egzersize karşı oldukça dayanıksızdırlar. Kısa zamanda yorulur , nefes nefese kalırlar. Ayrıca kalp – damar hastalıkları , hipertansiyon , diyabet , fıtık , safra kesesi rahatsızlıkları , gut , akciğer rahatsızlıkları , eklem hastalıkları , varis , yağlanmış karaciğer ve bazı kanser türleri bu tipteki şişman kişilerin en büyük sorunudur. Bu kişiler tıbbi bir kontrolden geçtikten sonra doktor ve beslenme uzmanı tarafından bilinçli bir şekilde zayıflatılmalıdırlar.

    3.Derece
: Şişmanlık indeksi 40’tan fazla olan çok aşırı şişman kişilerin yaşam süreleri oldukça kısadır. Fizyolojik rahatsızlıkların yanı sıra genellikle psikolojik sorunlar da mevcuttur. Bu kişilerin doktor kontrolünde çok sıkı bir rejim uygulamaları ve hastane ortamında kalmaları gerekir. Diyet ile birlikte zayıflama amaçlı ameliyat da gerekebilir.

Şişmanlığın değerlendirilmesinde boya göre ideal vücut ağırlığı ölçümlerinden de faydalanılabilir. (Tablo 1) Bu tabloda belirtilen ağırlıklar çıplak vücut ağırlığıdır. Ev giysileriyle ölçüm yapıldığından erkeklerden ölçülen kilodan ortalama 2,5 kg , kadınlardan ise 1,5 kg eksiltilmelidir.

Kilo birkaç gün ara ile birkaç kez ölçülerek değerlendirilmelidir. Günlük tartılar arasında farklar ortaya çıkabilir. Özellikle düzensiz tuvalet alışkanlığı , adet öncesi vücutta fazla su tutulması , fazla su içilmesi ve günlük hareket miktarına bağlı olarak kilo değişebilir ; günün aynı saatlerinde ve aynı giysilerle tartılmakta fayda vardır.
boya göre ideal ağırlık tablosu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 1 den anlaşılacağı gibi , aynı boydaki ufak yapılıkişi ile iri yapılı kişi arasında 7 – 10 kg’a varan farklar ortaya çıkmaktadır.Vücut yapısı nedeniyle ortaya çıkan 10 kg’lık ağırlık farkı kişinin şişman veyazayıf olarak değerlendirilmesine neden olabilir. Dolayısı ile boya göre idealkilo saptanırken kişinin vücut yağısına tarafsız bir gözle bakmakgerekmektedir.

 

Tablo 1 de en düşük ölüm oranına sahip 25 – 59 yaşarasındaki insan gruplarının ortalama boy ve kilolarına dayanarakhesaplanmıştır. Bu ağırlıkları % 20 ve daha fazla aşan kişilere pratik olarakşişman demek doğrudur. Bu oran % 20’yi ne kadar aşarsa şişmanlıkla ilgilihastalıkların görülme sıklığı ve ağırlığı da artmakta ve kişinin yaşam süresikısalmaktadır. İşte tıp ilminin şişmanlıkla ilgisi bu gerçeklere dayanmaktadır.Kişi şişmanladıkça hastalıklar davet etmekte ve şişman kişilerde yaşam süresikısalmaktadır.