| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı Zayıflama

Sağlıklı zayıflama ve çeşitli diyetler içeren sağlık rehberi.

2 "şişmanlığın neden olduğu hastalıklar" etiketi kullanan gönderi "şişmanlığın neden olduğu hastalıklar" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şişmanlığın Neden Olduğu Hastalıklar

Şeker hastalığı , kireçlenme , yüksek kan basıncı ve kornet damar hastalığı şişmanlığın öneli rol oynadığı hastalıklar arasındadır.

    Şeker Hastalığı


şişmanllık Şişmanlık şeker hastalığının oluşmasında çok önemli bir rol oynar. Şeker hastalığı (şekerli diyabet) toplumda % 3 civarında bir sıklıkla görülmektedir. Diyabet iki grupta incelenir. Bunlardan birincisinde tedavi amacıyla insülin kullanmak zorunludur (Tip 1). İkinci gruptaki hastalar (bu grupta hastalığın ortaya çıkmasına neden olan en önemli etken şişmanlıktır) ise haplar ve/veya diyet ile tedavi edilirler (Tip 2).

Şişmanlıkla birlikte artmış olan yağ dokusu , kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı bir direnç oluşturmakta , bünye aşırı miktarda insülin salgıladığı halde genellikle bu direnci yenememektedir. Bu olayların oluştuğu durumlarda şekere karşı diren artışı , gizli şeker ve şeker hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Şeker hastalığında zayıflama tek başına tedavi edici olmakta ceya diğer tedavi yöntemlerinin başarılı olmasına yardım etmektedir. Ayrıca şişmanlığın önlenmesiyle Tip 2 şeker hastalığının ortaya çıkma olasılığı yarı yarıya azaltılabilir.

Şeker hastalığına bağlı ölümler ideal kilonun % 40 ve daha üstünde olan şişman diyabetiklerde normal kilolu şeker hastalarına oranla 5 – 8 kat daha fazla bulunmuştur. Bu da şişmanlığın şeker hastalığını ne denli ağırlaştırdığını göstermektedir.

    Kireçlenme


Osteoartroz , artroz , dejeneratif eklem hastalığı veya halk arasında bu anlamda kullanılan ‘’kireçlenme’’ olayı eklem kıkırdağının harabiyetidir ve özellikle uzun süre kullanılan , baskı altında kalan eklemlerde otaya çıkar. Bu duruma şişmanların , özellikle uzun yıllar , ağır yük altında ezilen omurga , kalça ve diz eklemlerinde rastlanmaktadır. Bu eklemlerde kıkırdak yüzlerinin aşınmasına bağlı şişlik ve iltihaplanma ortaya çıkar ve sonunda eklem hareket yeteneğini kaybeder. Tüm bu olaylara hastayı ciddi derecede rahatsız eden ağrı da eşlik eder. Erken dönemde , eklem üzerindeki yükün azaltılmasına yönelik kilo verme tedavisi ile eklemleri kurtarmak mümkündür.

    Yüksek Kan Basıncı


Yüksek kan basıncı (hipertansiyon) gelişmiş toplumların en önemli sağlık sorunlarından biridir. Erişkinlerin yaklaşık yarısında tansiyon hastalığı mevcuttur. Yüksek kan basıncı çoğunlukla belirti vermeyen ancak araştırıldığında kolay teşhis ve tedavi edilebilen bir durumdur. Gereken ilgi ve itina gösterilmezse tansiyonun kalp , böbrek , beyin ve damarlarda meydana getirdiği bozukluklar ciddi sağlık sorunları oluşturur. Tedavi edilmeyen tansiyon hastalarında yaşam süresi de önemli ölçüde azalır.  Tüm tansiyon hastalarının tedavisinde fazla kiloların atılması ve tuz kısıtlaması ilk adımdır. Bu iki önlem sayesinde birçok hastada yüksek kan basıncı kontrol altına alınabilmektedir. İlaç tedavisi gerektiren daha ağır hipertansiyon olgularında ise zayıflama , tedavinin başarı oranını arttırır.

    Koroner Damar Hastalığı


Gelişmiş toplumlardaki ölümlerin yarısından fazlası koroner damar hastalığına bağlıdır. Koroner damar hastalığı ile kastedilen rahatsızlık , kalbin gereksinim duyduğu kanın kalbi besleyen damarların daralması sonucu kalp kasına ulaşmamasıdır. Bu damarların tıkanması ‘’miyokard infarktüsü’’ ya da kalp krizi denilen ağır tablonun oluşmasına neden olur.

Koroner damar hastalıklarının en önemli nedeni kalp kasını besleyen damarlarda oluşan damar sertliğidir. Damarların iç yüzeyinde gelişen yağlı bap dokusu plakları zamanla kalınlaşarak damarı daraltmakta ve sonunda tıkamaktadır.

Şişmanlık , hareketsiz yaşantı , yüksek kan basıncı , şeker hastalığı ve kan yağlarının , özellikle kolestrolün , yüksel olması koroner damar hastalığının oluşmasındaki önemli risk faktörlerindendir. Önerdiğimiz beslenme ve egzersiz düzeni tüm bu faktörlerin ortadan kalkmasına veya kontrol altına alınmasına yardımcı olacaktır.

Burada verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı gibi şişmanlık bir çok hastalığın oluşmasında önemli bir etken olduğu için kilolar verildikçe hastalıklara yakalanma olasılığı azalmakta , mevcut hastalıkların tedavisi sağlanmakta veya çeşitli tedavi yöntemlerine önemli katkılarda bulunulmaktadır.

Şişmanlık , yukarıda sözü edilen hastalıkların dışında karaciğer yağlanmasına , derinin mantar hastalıklarına , safra kesesi taşı ve iltihaplanmasına , guta , bazı kanser hastalıklarına , adet bozukluğuna ve gebelik zehirlenmesine neden olabilir. Diğer hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıklarda da hastalıkların ortaya çıkma olasılığı ve hastalığın gelişmesi şişmanlık derecesine paralel olarak artar. Önerdiğimiz diyet ve egzersiz programının dayanak noktalarını daha iyi ortaya koyabilmek amacıyla yediğimiz gıdaların özelliklerini ve vücudumuzda geçirdiği değişimleri ‘’Metabolizma’’ bölümünde ele alacağız.  

Şişmanlık

Şişmanlık aşırı yağ birikimi ve depolanmasıyla oluşan bir vücut durumu olarak tanımlanabilir. Bu durum besinlerin yağ olarak vücutta depolanması sonucunda ortaya çıkar.

    Ancak bu bilgilerden yararlanarak kime zayıf , kime normal kilolu , kime de şişman diyeceğimize karar vermek çok kolay değildir. Çünkü vücudumuzda ne kadar yağ olduğunu ve ne kadar yağ olması gerektiğini anlamak oldukça zordur.

    Günlük hayatta hepimizin yaptığı gibi aynanın karşısında durup görüntümüzü değerlendirerek şişman olup olmadığımıza karar vermek en çabuk ve en kolay yöntemdir. Çoğu kişi bu ‘’ayna testinin’’ yanı sıra giysilerin dar ve bol gelmesinden yola çıkarak kilosunu değerlendirir. Görüntümüzü ve diğer bulguları açık yüreklilikle yorumlayabiliyorsak çoğu zaman doğru sonuca varabiliriz.

    Ancak bazı özel durumlarda kolayca yanılgıya düşebilir. Örneğin bir ağır siklet boksörü dış görünüşüyle iri , şişman bir kişidir ; boyuna göre kilosu fazladır. Ancak boksörün vücut yapısını değerlendirildiğinde kas yapısının çok gelişmiş olduğu ve bu yüzden şişman gibi göründüğü anlaşılır. Aslında vücudundaki yağ dokusu normal kilosunda olan kişilerden daha azdır ve söz konusu tanımımıza göre b boksör zayıf bir kişidir.

    Obezite çocuklarda

Şişmanlığın tanımını yapmak gibi , ölçümünü yapmak da oldukça zordur. Çünkü önce kişinin vücudundaki ağ miktarının ölçülmesi gerekir. Böyle bir ölçüm ise ancak su altında kilo ölçümü , radyoaktif potasyum ölçümü , vücut ısısının ölçümü , yağ dokusunun elektrik iletkenliğinin değerlendirilmesi , bilgisayarlı vücut tomografisi , nükleer manyetik rezonans , tüm vücut foton absorbsiyometresi gibi oldukça karmaşık ve pahalı alet ve yöntemlerin kullanılması ile  laboratuar şartlarında gerçekleştirilebilir. Üstelik sadece vücut yağ dokusu miktarının ölçülmesi de sorunu çözmemektedir. Çünkü zayıf , normal ve şişman kişilerin vücut yağ miktarlarının ne olması gerektiği kesin olarak bilinmemektedir. Bu amaçla şişmanlığın artışıyla orantılı olarak hastalıkların ve ölüm oranının çoğalması değerlendirilerek kaba bir sınır çizilmiştir. Erkeklerde vücut ağırlığının % 25 ‘ini , kadınlarda ise % 30’unu aşan oranlarda yağ dokusu varlığı halinde şişmanlıktan söz edilir.

    Vücudumuzdaki yağ miktarının pratik olarak ölçümünün zorluğu nedeniyle daha basit ve uygulanabilir ölçümler , vücut kitle indeksi ve boya göre ideal vücut ağırlığı ortay atılmıştır. Bınlara dayanarak vücuttaki yağ oranının kaba bir tahminini de yapmak mümkün olmaktadır.

    Vücut Kitle İndeksi ya da Şişmanlık İndeksi şişmanlığı ve şişmanlığın derecesini belirler. Şişmanlık indeksi vücut ağırlığının vücut hacmine bölünmesi ile ede edilir ve çıkan değer 25’ten fazla ise kişi şişman sayılır.


şişmanlık endeksi

 

 

 

 

 Örneğin 78 kg ağırlığındaki ve 1,65 boyundaki bir kişi için ;

ş.i.zayıflama